Yalnızlığımın İç Kanamaları

11/1/2007 - ah o melek gelse...

Şimdi yalnızlığın felaket saatleri baslıyor. Camdan şehre bakıyorum; sanki şehir inadına uyuyor mışıl mışıl ve ben uykuyu kovalıyorum derbeder. acaba bu şehrin içinde hangi evin içinde mutluluk var gidip oraya sığınayım diyorum. Şimdi sokaklarda çöp bidonlarından birşeyler toplayan zavallılar bile benden daha huzurludur. Sırtüstü uzanıyorum ve camdan göğe bakıyorum yalvaran gözlerle. bir melek çıkagelse ve ben koynuna başımı dayayıp hüngür ağlasam diyorum. Yıllarca, yüzyıllarca ağlasam da kurtulsam bu içten dağlanmalardan, patlamalardan...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/1/2007 - SON PERDE

     Anlamazlar ki bakışlarınızdaki hüznü, sesinizdeki kederi. Bilmezler ki yaşadığınız depremi ve uçurumdan yuvarlanırken medet uman nidalarınızı duymazlar. Duymak istemezler ki. Bireyciliğin zirve yaptığı bir devirde kimsenin felaketinize koşacak en ufak bir hevesi yok. Çünkü herkes kendi felaketini yaşıyor ve sizin felaketinize kıyasla teselli buluyor birileri.
    'Yavaş yavaş delirdim' diyor daha ömrünün baharında boğazın sularına atlayan kız: 'ama siz farkedemediniz'. Umursamazlığın, lakaytlığın yağmur bulutları gibi kentlerin üstünü kapladığını belli ki gördü genç kız. Uğruna mücadele ettiği tüm değerlerin çocukluktan beri aslında dondurulmus buzdan oyuncaklar olduğunu, onların çağ yangınında önü sıra eridiğini seyredince anladı.
    Belliki insanlığın çılgınlığın kıyısına vardığını ve orada can cekiştiğini o da gördü. Sulandırılmış ilişkilerle, yapay duygularla oyuna daha fazla devam etmenin anlamı yoktu. Ve son ve en tatsız perdeyi oynadı boğaz köprüsünde. Diliyle, gözleriyle ve yüreğiyle anlatamadığını bedeni ve canıyla ifade etmek istedi....

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/12/2006 - Ankara

  Umutlarım vardı bir zamanlar hayata dair. Acılar ve sevinçlerim vardı anlamı olan, renklerim vardı tonlara sahip. Gündüzün bilirdim geceden farkını ve farkederdim aynalara yansıyan  ışıkları.  
    Sonra bir tufan koptu, sürükledi beni sana. Ben Hitit güneşinin doğmasını beklerken  alacakaranlığıma, hep rüzgarın vakitsiz esti üstüme üstüme. Kabullenmiyişine çok içerlenmedim de kolum kanadımın kırılıp sana hapsolmuşluğuma kahroldum. 
  Şimdi bedenime hayatın yanlış bir şekilde kodlandığı hissiyle yalpalayıp duruyorum. Yaşanılacak ne varsa çoktan tükenmiş sanki. Nereye varsam, hangi kapıyı çalsam hep geç kalmışlığım karşılıyor beni. Sevdiğim kızlar bile başka limanlara sığınmış; biz dedikçe artan yalnızlığımı adıyorum mutluluklarına. Ve senden intikamımı derin bir suskunlukla alıyorum bir sigara daha yakarak...
 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/12/2006 - kaybolabilmek...

kaybolup gitmek istiyorum sırf bu tahammülü imkansız yalnızlık bulmasın diye beni.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/12/2006 - CRY THE BELOVED COUNTRY

Bu aksam tv8 de 'ağla sevgili yurdum' adlı film vardı. Alan Paton un aynı adlı romanından uyarlanan film 1930 lu yıllarda başlayan 'apartheid' yonetim anlayışını tüm çıplaklığıyla ve doğallığıyla yansıtma denemesidir. etkileyici bir film ve izlemenizi tavsiye ederim. sevginin ve affetme duygusunun hayatın çelişkiler yumağındaki mücadelesine güzel bir örnek.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yaşanılacak ne varsa çoktandır tükenmiş. Nereye ayak bassam, hangi kapıyı çalsam hep geç kalmışlığım karşılıyor beni....

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

• fatoscb
• leylicann
• forcoso